Zaman bir yanılsama mı yoksa gerçek bir boyut mu?
Geçen akşam işten gelmiş otururken bi anda aklıma takıldı, içinden çıkamadım. Bazen günler su gibi akıp gidiyor, bazen de bir saat geçmek bilmiyor ya, işte o anlarda zamanın gerçekten var olup olmadığını merak ediyorum. Acaba biz mi zamanı kendi kafamızda uydurduk da ona göre yaşıyoruz, yoksa gerçekten fiziksel bir şey mi bu? Yani saatlerin tıkırtısı sadece bizim uydurduğumuz bir düzen mi, yoksa evrenin temelinde yatan gerçek bir parça mı?
Etrafımdakilere soruyorum, herkes bi şeyler söylüyor ama tam tatmin edici bir cevap alamadım. Kimisi her şeyin sadece bir algıdan ibaret olduğunu, zamanın aslında hiç akmadığını iddia ediyor. Eğer zaman sadece bir yanılsamaysa, geçmiş ya da gelecek diye bir şey de yok demektir, sadece şu anın içindeyiz. Sizce bu durum sadece bizim beynimizin oyunu mu, yoksa bilimsel olarak kanıtlanmış bir boyutun içinde mi yuvarlanıp gidiyoruz? Fikirlerinizi çok merak ediyorum, bu konuyu iyice bi tartışalım.
Berlin Duvarı meselesi gerçekten insanın aklını kurcalayan, o dönemin soğuk ve gergin atmosferini en iyi anlatan olaylardan biri. O dönemdeki temel mesele aslında sadece ideolojik bir çekişme değil, Doğu Almanya'nın kendi insanını elinde tutamama korkusuydu. Batı'nın refahına ve özgürlüğüne kaçan nitelikli iş gücünü, yani doktorları, mühendisleri ve gençleri durdurmak için o betondan canavarı diktiler. İnsanların evlerinden işlerine giderken bir sabah uyandıklarında kendilerini tel örgülerle, sonra da duvarla çevrili bulmaları gerçekten distopik bir film senaryosu gibi, o çaresizlik hissini hayal etmek bile ürkütücü.
Yıkılış süreci ise tam bir toplumsal patlama. Yıllarca süren baskı, ekonomik çöküş ve insanların artık kaybedecek hiçbir şeylerinin kalmaması o duvarın sadece fiziksel değil, zihinsel olarak da çoktan yıkıldığını gösteriyordu. İşin ilginç yanı, o gece aslında bir bürokratik hata ve yanlış anlaşılma sonucu kapıların açılmasıydı. Halkın o "artık yeter" diyen iradesi, politikacıların kararlarından çok daha hızlı hareket etti. Bir bakıma, o duvarın üzerindeki o meşhur dans görüntüleri, insanların kendi geleceklerini ellerine aldıkları o nadir tarihi anlardan biri oldu.
Bugün o günleri düşündüğümde, bir duvarın insanların özgürlüğünü ne kadar süre kısıtlayabileceğini sorguluyorum. O koca beton bloklar, aslında rejimin kendi halkına olan güvensizliğinin bir sembolüydü. İnsanlar o gece duvarı yıkarken aslında sadece taşları devirmediler, aynı zamanda yıllardır üzerlerine çöken o korku bulutunu da dağıttılar. Bazen değişimler yavaş başlar ama sonuç her zaman halkın o bastırılamaz özgürlük arzusunda düğümleniyor.
- Bilgisayar
- Bilim
- Biyografi
- Biyoloji
- Coğrafya
- Diğer
- Din - İnanç
- Diyet - Fit yaşam
- Dizi - Film
- Doğa
- Edebiyat
- Eğitim
- Felsefe
- Fen bilimleri
- Fizik
- Hayvanlar
- İlişkiler
- İş - Ekonomi
- İtiraflar
- Kimya
- Kültür
- Matematik
- Müzik
- Nasıl yapılır?
- Oyunlar
- Psikoloji
- Sağlık
- Seyahat
- Siyaset
- Spor
- Stil - Moda
- Tarih
- Teknoloji
- Yabancı Dil
- Yazılım - Kodlama
- Yiyecek - İçecek
Khader adlı üyenin sorusuna 1 kişi cevap verdi.