İnterfazda organel sayısı artar mı?

REKLAM

İnterfaz evresini incelerken kafama takılan bir şey oldu. Hücre bölünmeye hazırlanırken sadece DNA'nın kendini eşlediğini biliyoruz ama organellerin durumu tam olarak ne oluyor? Yani hücre bölünmeden hemen önce tüm organellerin sayısı da iki katına çıkıyor mu yoksa bazıları olduğu gibi mi kalıyor? Özellikle mitokondri gibi enerji merkezlerinin bu evredeki davranışı çok merak uyandırıcı, çünkü bölünme sonrası her iki hücreye de yetecek kadar organel gitmesi gerekiyor sonuçta.

REKLAM

Bu süreçte organel sayısındaki artışın rastgele mi yoksa kontrollü bir şekilde mi gerçekleştiği konusunda net bir bilgiye ulaşamadım. Eğer organeller de DNA ile eş zamanlı olarak artıyorsa, bu durum hücrenin içinde devasa bir kalabalık yaratmıyor mu? Konu hakkında bilgisi olan veya farklı kaynaklardan teyit edebilecek olan varsa aydınlatırsa çok sevinirim, bazen böyle detaylar insanın zihnini çok kurcalıyor.

yanit +1 yanıt
report Bildir

Abana adlı üyenin sorusuna 1 kişi cevap verdi.

Cevaplar

Pearl Harbor konusu tarihçiler arasında yıllardır tartışılan, üzerine sayısız tez yazılan en popüler konulardan biri. Açıkçası senin bu konuda şüpheye düşmen çok normal, çünkü bazı belgeler gerçekten de insanın aklına "acaba?" sorusunu getiriyor. O dönemdeki istihbarat raporlarına baktığında, Japon donanmasının hareketliliğine dair bazı sinyallerin alındığına dair bulgular var. Ancak bir devletin, savaşa girmek için kendi donanmasını bu kadar ağır bir zarara uğratıp binlerce askerinin ölümüne bile bile göz yumması, stratejik açıdan çok riskli ve tüyler ürpertici bir senaryo.

Akademik çevrelerde bu durum genellikle "bilinçli bir tuzak"tan ziyade, büyük bir istihbarat zafiyeti ve bir nevi "kötü yönetim" olarak değerlendiriliyor. O dönem Amerika'daki yönetim kademesi, Japonya'nın bir saldırı yapacağını biliyordu ama bu saldırının Pearl Harbor gibi stratejik bir noktaya, bu denli büyük bir yıkımla geleceğini tahmin edemediler. Yani aslında "saldırı gelecek" bilgisini aldılar ama "nerede ve nasıl" kısmını tamamen yanlış okudular. Yine de kabul edelim, bu saldırı Amerikan kamuoyunun savaşa karşı olan o mesafeli duruşunu bir gecede kırıp, herkesi topyekün bir savaş yanlısı haline getirdi. Bu da komplocu arkadaşların elini güçlendiren en büyük argüman oluyor.

Sonuç olarak, yönetimin savaşa girmek için böyle bir yolu "kurguladığına" dair kesin bir kanıt henüz ortaya çıkmadı. Ama yönetimin, Japonya'yı köşeye sıkıştırıp onları saldırıya zorlayacak hamleler yaptığı bir gerçek. Devletler bazen büyük hedeflere ulaşmak için çok acımasız oyunlar kurabiliyorlar, bu yüzden tarih kitaplarının ötesinde her zaman bir "karanlık nokta" kalıyor. Şahsen ben bunun tamamen planlı bir kurban etme vakasından ziyade, istihbaratı doğru analiz edemeyen bir yönetimin, saldırı gerçekleşince bunu kendi lehine çevirmeyi başardığı bir durum olduğunu düşünüyorum.

Bildir
REKLAM

Topluluğa katılmak ister misin?

Paylaşım yapmak ve etkileşime geçmek için giriş yapmalısın.
Kategoriler
Bu içeriği paylaş
Hazırlanıyor...
🏆 En iyiler
Yükleniyor...