Neden bu hale geldik onu bile hatırlayamıyorum.

REKLAM

Odanın köşesinde hâlâ bıraktığı ceket duruyor. Onu asarken bile fark etmemiştim belki, ama her katladığımda parmağımın ucunda bir iz bırakmış gibi. Sabahları o ceketle birlikte uyanmayı hayal ediyorum hâlâ; elimi uzattığımda belki yanımda olurmuş gibi.

REKLAM

Günler geçiyor, ama sanki zaman onun yokluğunda farklı işliyor. Dışarıdan her şey aynı; insanlar kahkahalar atıyor, telefonlar çalıyor, trafik aynı ritmiyle akıyor. Ama içimde bir boşluk var ki, kelimeler bile ona ulaşamıyor. Arada bir gözlerimi kapatıp onun sesini duymaya çalışıyorum; küçük bir “merhaba” bile yeter, ama sessizlik yalnızca geri dönüyor.



Onunla paylaştığım anların detaylarını hatırlıyorum; kahve bardaklarının yan yana dizilişi, yürürken birbirimize söylediklerimiz, gözlerimizin istemsiz buluşması. Küçük bir anı, bir gülüş, bir bakış… Hepsi hafızamda canlı, ama gerçek hayatta artık yok. Özlemin ağırlığı sadece yokluğun kendisinde değil, bir zamanlar var olanın hatırasında saklıymış.

Her akşam yatağa yattığımda, onun varlığını hissedebileceğim bir an arıyorum. Karanlık sessizlikte onun adı dilimde dönüp dolaşıyor, ama söyleyemiyorum. Çünkü onun sesini yalnızca kendi içimde duymak istiyorum; bir yerde kaybolmuş gibi ama hâlâ varlığını hissettiren bir yankı olarak.

yanit +0 yanıt
report Bildir

Bu cesur itiraf hakkında Kolsoum ne düşündüğünü çok merak ediyor.

Yorumlar

Henüz yorum yok.