Geciken Özür
Ahmet’e hiç söyleyemedim, hala içimde bir ukte. Hani o lisedeki son sene, en yakın arkadaşımdı. Bizim aramızda laftan çok bakışmalar vardı. Herkes biliyodu aslında, sadece biz inkar ediyoduk. Benim malaklığım işte, korktum sanki bişeyler ciddiye binerse diye. Bir de o zamanlar annemin baskısı var, “Önce oku, adam ol sonra aşık olursun” diye. Ahmet’i hep erteledim. Sanki o hep orda duracakmış gibi davrandım.
Sonra o başka şehire gitti okumaya, ben de burda kaldım. İlk zamanlar aradık, mesajlaştık ama ben hep mesafeliydim. Oysa içim gidiyodu sesini duyunca. En sonunda o da yoruldu galiba, araları açtı. Şimdi evli, iki çocuğu var. Geçen sene tesadüfen karşılaştık çarşıda, sanki zaman durdu. Gözleri hala aynıydı. Bana sadece "Nasılsın, iyisin dimi?" dedi. Ben de salak gibi "İyiyim" deyip geçtim. O an içimden binlerce kez bağırmak geldi "Özür dilerim, seni sevmiştim, çok sevmiştim" diye. Ama o kadar uzun zaman geçmiş ki, artık o kelimelerin bi kıymeti yok gibi geldi. Keşke, keşke biraz cesur olsaydım. Bu pişmanlık yiyip bitiriyo beni.
Henüz yorum yok.
Bu cesur itiraf hakkında Rijalda ne düşündüğünü çok merak ediyor.