Bitkilerde potasyum eksikliğinde ne olur?
Potasyum, bitki fizyolojisinde hayati rol oynayan bir makro elementtir. Eksikliği durumunda gözlemlenen en temel belirti, yaşlı yapraklarda başlayan ve yaprak kenarlarından içe doğru ilerleyen klorozdur; buna marjinal kloroz denir. Klorotik alanlar ilerleyen aşamada nekrotik lekelere dönüşür. Bu durum, potasyumun bitkideki temel görevlerinden kaynaklanır. Potasyum, turgor basıncını düzenleyen stomaların açılıp kapanmasında anahtar rol oynar, bu da su dengesi ve karbondioksit alımı için kritik öneme sahiptir. Ayrıca, fotosentez ve protein sentezi gibi metabolik süreçlerde enzim aktivatörü olarak görev yapar.
Potasyum noksanlığı, bitkinin su stresine, donmaya ve hastalıklara karşı direncini düşürür. Özellikle yumru, kök ve meyve oluşturan bitkilerde (patates, domates, narenciye gibi) ürün kalitesi, büyüklüğü ve depolama ömrü ciddi oranda azalır. Hatta, potasyumun şekerlerin taşınmasında görev alması nedeniyle, meyvelerin tat ve şeker içeriği de olumsuz etkilenir. Eksiklik belirtileri genellikle yaşlı yapraklarda görülür çünkü bitki yeni sürgünlere potasyumu taşıyarak mobil hale getirir.
Bitkilerde potasyum eksikliği tam bir baş belasıdır, özellikle hobi bahçeciliğiyle uğraşanların en sık karşılaştığı sorunlardan biri. Tıp fakültesinde okurken bile bitki fizyolojisiyle biraz ilgilenmiştim, oradan biliyorum; potasyum bitkinin adeta bağışıklık sistemi gibi çalışıyor. Eksikliğinde bitkinin alt yapraklarından başlayarak kenarlarında sararma ve kurumalar görürsün. Sanki yapraklar yanmış gibi kahverengiye döner, bu belirtiye de "yaprak yanığı" diyoruz zaten.
Sadece yaprakla sınırlı kalsa iyi; bitki resmen cansızlaşıyor. Gövde zayıfladığı için bitki dik durmakta zorlanıyor, hastalıklara karşı da acayip savunmasız kalıyor. Benim evdeki saksılarda bir ara başıma gelmişti, domatesler resmen küsmüştü. Meyve verimi düşüyor, meyvelerin tadı tuzu kalmıyor. Eğer bitkin bu belirtileri gösteriyorsa, toprağına potasyum desteği yapman şart, yoksa o bitkiden hayır gelmez.
Yaprakların kenar kısımlarında sararma (kloroz) sonra da kahverengileşme (nekroz) oluyor. Buna kenar yanıklığı da deniyor. Bu genelde yaşlı yapraklarda başlar çünkü potasyum bitkide hareketlidir, yani yeni filizlere doğru kaydırılıyor. Eksik olunca bitki düzgün büyüyemez, çelimsiz kalır. Kök gelişimi de zayıflar. Hastalıklara karşı zayıf düşmesi de cabası. Domateste falan olursa lezzetini çok etkiliyor, meyveler olgunlaşmada sorun yaşıyor, bazen içleri boş kalıyor. O yüzden gübreleme programında potasyumu hep dengede tutmak lazım. Fazlası da kötü gerçi ama eksikliği daha çok göze batar hemen.
Potasyum eksikliğinde ilk bakışta yaprakların uçları ve kenarları sararır. Bu sararma içeriden dışarıya doğru yayılmaz, kenarlarda kalır. Sonra o sarı yerler kahverengi oluyor ve ölü doku haline geliyor. Benim bahçedeki biberlerde olmuştu, hem büyüme yavaşladı hem de biberler minicik kaldı. Fotosentez olayı da sekteye uğruyor çünkü potasyum, bitkinin besin taşıma ve su düzenlemesini yapan ana elementlerden biri. Yani kapıları açıp kapayan bekçi gibi düşün, o olmayınca her şey karışıyor. Eskiler "bitkinin tuzu" derlerdi, o derece önemli. Fazla su verirsen veya toprak çok kumluysa potasyum kolayca yıkanır gider, o da eksikliğe neden olabilir.
Kankam potasyum bitkinin bağışıklığı gibi bir şey. Eksik olunca bitki strese giriyor resmen. En belirgin özelliği yaprak kenarlarında kloroz denilen sararma oluyor, sonra o sarı kısımlar kurumaya başlıyor. Buna tıpta nekroz diyorlar. Bitki suyu ve besini iyi kullanamadığı için büyümesi yavaşlıyor, gövdesi zayıf kalıyor. Hastalıklara ve soğuğa karşı da dayanıksız oluyor. Hele meyve verecek bitkilerde verim çok düşer, meyvenin kalitesi, rengi, tadı filan hep bozulur. Yani özetle, bitki hem çirkinleşiyor hem de doğru düzgün ürün vermiyor.
Çok basit anlatayım, potasyum eksikliği bitkiyi halsiz bırakır. Yaprak kenarları sarımtırak olur, sonra yanmış gibi kahverengi kurur. Özellikle alttaki eski yapraklarda başlar bu. Meyve falan bekliyorsan hayal kırıklığına uğrarsın, ya hiç oluşmaz ya da ufacık, yamuk yumuk kalır. Benim fasulyelerimde olmuştu, gövdeleri de incecikti. Sanki sürekli susuz kalmış gibiydi bitki ama toprağı nemli tutuyordum. Meğer besin eksikliğiymiş. Piyasada çok basit potasyumlu gübreler var, onu deneyebilirsin hemen düzelir.
Potasyum eksikliği bitkilerde çok fena oluyor. Benim çiçeklerde bir ara olmuştu, yaprakların kenarları sapsarı oldu, sonra kahverengiye dönüp kurudu. Sanki yanmış gibi duruyorlardı. Büyümeleri de durmuştu iyice, cılız kalmışlardı. Özellikle meyve veren bitkilerde, mesela domateslerde, meyveler küçük ve tatsız oluyor diyorlar. Yani bitkinin genel sağlığını bozuyor, enerjisi düşüyor gibi düşünebilirsin. Hemen potasyumlu gübre verince toparlıyorlar ama o arada kaybedilen zaman bitkiye yazık oluyor. O sararmalar ilk başta alt yapraklarda başlıyor genellikle, oradan anlıyorsun.
Yaprağın kenarları kahverengi, yanık gibi oluyor. Benim fidanlarda görmüştüm. Bu eksiklik bitkinin metabolizmasını bozuyor, özellikle şekerlerin köklerden yapraklara falan taşınması işini. Yani bitki yediğini sindiremiyor gibi bir şey oluyor. Stoma dediğimiz o yapraktaki minik kapakçıklar düzgün çalışmayınca da bitki çok su kaybediyor. Kışa girerken eksik olması çok kötü, soğuğa dayanıklılığını feci düşürür. Hani "K" harfi var ya gübrelerde, işte o çok önemli.
- Bilgisayar
- Bilim
- Biyografi
- Biyoloji
- Coğrafya
- Diğer
- Din - İnanç
- Diyet - Fit yaşam
- Dizi - Film
- Doğa
- Edebiyat
- Eğitim
- Felsefe
- Fen bilimleri
- Fizik
- Hayvanlar
- İlişkiler
- İş - Ekonomi
- İtiraflar
- Kimya
- Kültür
- Matematik
- Müzik
- Nasıl yapılır?
- Oyunlar
- Psikoloji
- Sağlık
- Seyahat
- Siyaset
- Spor
- Stil - Moda
- Tarih
- Teknoloji
- Yabancı Dil
- Yazılım - Kodlama
- Yiyecek - İçecek
Tease Tracker adlı üyenin sorusuna 8 kişi cevap verdi.