Kariyer Uğruna
İş hayatı beni değiştirdi mi, yoksa içimdeki o hırsı mı ortaya çıkardı bilmiyorum. İstanbul'a geldim, büyük hayallerim vardı. İyi bir şirkette yönetici olmak istiyordum. Bunun için çok çalıştım, gecemi gündüzüme kattım. Ama bir yerden sonra fark ettim ki, sadece çalışmak yetmiyor. Dirsek çürütmek, dürüst olmak... bunlar hikaye. Biraz da 'oynamak' gerekiyormuş.
En büyük pişmanlığım, o proje müdürü pozisyonu için yaptığım şey. En yakın iş arkadaşım, Aykut, o da o koltuğu istiyordu. O benden daha zeki, daha tecrübeliydi. Ama ben onun sunum dosyasındaki en önemli veriyi, bilerek, son dakikada değiştirdim. Öyle ki, fark etmesi imkansızdı. Sunumu berbat oldu. İşten atılmadı ama itibarını kaybetti. O pozisyona ben geldim. Geldim de ne oldu? Geceleri uyuyamıyorum. O koltukta otururken bile huzursuzum. Herkes beni tebrik etti, 'başarılı kadın' dediler. Ama ben biliyorum, o başarı birinin sırtına basarak kazanıldı. Bu vicdan azabıyla yaşamak, o terfiden çok daha ağır. Bu iş hayatı denilen yer gerçekten insanı acımasız yapıyor.
Henüz yorum yok.
Bu cesur itiraf hakkında Carl-Martin ne düşündüğünü çok merak ediyor.